Arabi Notları: Cennet ve Cehennem Sonsuz mudur?

     

Uzun süredir bir başucu yapıtı gibi okumaya devam ettiğim İbn-i Arabi'nin hayli geniş hacimli eseri -elimdeki baskısı ile 18 cilt- Fütühat-ı Mekkiyye benim için adeta bir üniversite niteliğinde. Günümüzde hiçbir eğitim müessesesinin müfredatı Fütühat-ı Mekkiyye kadar geniş kapsamlı değildir. Bu sebeple, daha önceki yazılarımdan birinde belirttiğim gibi, bir Arabi Üniversitesi kurulmalı ve İbn-i Arabi'nin eserleri fıkhi, tasavvufi, felsefi ve bilimsel açıdan ele alınmalıdır.

    Arabi, Fütühat-ı Mekkiyye'sinde felsefi veya bilimsel başlıklar altında görüş beyan etmez. Görüşlerini fıkhi başlıklar altında o konunun batıni yorumu veya hikmeti olarak dile getirir. Örneğin "abdest alınacak suların nitelikleri" başlığı altında su, su döngüsü gibi konular hakkında zamanının ötesinde bilgi verir. En saf ve en temiz suyun yağmur suyu olduğunu, çünkü yağmur suyunun buharlaşarak arındığını, içinde suya ait olmayan diğer maddelerin etkisinin kalmadığını, oysa en temiz gibi görünen kaynak sularının bulaştığı madenlerden ve topraktan maddeler içerebileceğini söyler.

    Benzer şekilde "Ramazan'da itikafa nasıl girilir?" başlığı altında mekanı anlam bakımından yorumlayan Arabi asıl konunun çok ötesinde olağanüstü bilgiler verir. Arabi'ye göre hakkın işi daireseldir. Dairenin varsayımsal olmanın dışında başı ve sonu yoktur. Bütün varlıkların tümeli olan feleğin (buradaki anlamı alem, kainat olmalı) şekli daireseldir. Alem, dairesel şekli ilk kabul eden varlıktır. Bu sebeple küre şekillerin en üstünüdür.  Arabi, sadece alemin değil bütün varlıkların latif veya apaçık şekilde dairesel olduğunu öne sürer ve bunun varlık için bir zorunluluk olduğunu dile getirir. Burada kastedilen dairesellik sadece şekli bir dairesellik değil döngüdür. Yaratılan her şey bu döngünün içerisindedir. Hatta Arabi başka bir fıkhi başlık altında bu dairesellikten dolayı ilk ve sonun tesbihin taneleri gibi yan yana olacağını öne sürmüştür. 

Dairesellik ve daireselliğin nedeni olan döngü, döngünün nedeni olan hareket zamanın nedeni ve başlangıcıdır. Hareketsiz ve sabit cisimler için zaman yoktur. Özellikle dairesel hareketle zaman ölçülebilir hale gelir. Arabi gezegenlerin hareket ve döngü hızlarının birbirinden farklı olduğunu dolayısı ile bazı gezegenlerin aylarının 30 yılı bulabileceğini söyler. Nitekim modern bilim Venüs'ün bir gününün 243 dünya gününe eşit olduğunu göstermiştir. Yani bu gezegenin 30 günü yaklaşık 20 dünya yılına tekabül etmektedir.

Arabi'ye göre burçlar feleğini kat eden feleklerin hükmü cehennem üzerinedir. Dairesel hareket eden cisimlerin bir zamanı ve bir ömrü olduğunu bildiğimize göre cehennemin de hükmü altında olduğu felekler gibi bir ömrü vardır ve sonsuz değildir. Oysa cennet -sabit veya doğrusal hareket eden veya örfi olarak sabit bilinen- burçlar kuşağı hükmündedir. Doğrusal harekette ve sabit cisimlerde zaman yoktur. Bu durumda cennet hükmü altında olduğu gök cisimleri gibi zamansız, yani sonsuzdur.

Arabi bu fikrini felsefi açıdan şöyle destekler. Varlığı zorunlu ve mutlak varlık olan Allah'tır. Allah rahmettin kendisidir ve kötü sıfatlardan münezzehtir. Azap ise sonradan ortaya çıkan arızi bir durumdur. Arazlar geçicilik hükmünden kurtulamazlar. Sonradan var olan her şey yok olacaktır. Öyleyse arızi olan azap da sonsuz olamaz. Bu fikirden hareketle sonsuz azap fikrinin zayıf olduğu söylenebilir. 

Allah'ın rahmeti kuşatıcıdır. O, azap dahil her şeyi kuşatır. Kuşatılan her şey sonludur. O halde azap sınırlı rahmet sonsuzdur. 

Bilinen ve kabul  gören İslami hükümlere karşın aykırı sayılabilecek bir fikri bu şekilde ispatlamaya çalışan Arabi yazısının sonunda Allah'a hamdederek "Allah kulunun kendisi hakkındaki inancına göredir" der. Sırf bu cümle bile samanlığa düşen kıvılcım gibi insanın hakka dair bütün bilgisini tarumar edecek niteliktedir. 


*Kullanılan görsel çalışma masamın artificial intelligence tarafından yorumlanmış halidir ve 'yorumlar'ın hakikati ne kadar gösterebileceğinin veya gizleyebileceğinin delilidir. :) 

Yorum Gönder