Asım'ın Nesli


Bunaldım. Rutine döndü hayat. En sıradışı ve en süpriz olan durumlara dahi alıştım. Unutursun, ilerde iyi yönlerini hatırlarsın dedikleri hayatın hatırlayacağım hiç bir yönü yok gibi.

"Danışmayı arayın" diye ismimi anons ettiklerinde meşguldum. İşim biter bilmez aradım. Genel müdür yardımcımızın yurt dışından misafiri varmış, beni görmek istemiş.

İngilizce öğretmeniyim ya, tercüme işidir diye düşündüm. "Dersim var, dersten sonra gelirim" diyerek telefonu kapattım.

Derse girdim. Öğrencilerim...

Biraz sonra sınıfın kapısı açıldı, okul müdürümüz içeri girdi. Ders dinlemeye geldiğini düşünerek yer gösterdim. "Hocam, seni arıyoruz, anons ettik duymadın mı? Dersine ben nezaret ederim, hemen aşağı in." dedi.

İndim.

Asım gelmişti.

Hani şairimiz Mehmet Akif'in fikirlerini, dünya görüşünü özdeşleştirdiği Asım var ya.

Hani Çanakkale Şehitlerine şiirinde "Asım'ın nesli diyordum ya..." dediği.

Asım ve arkadaşları.

Kucaklaştık... Sarıldık... Buram buram Azerbaycan kokusu vardı üstlerinde.

Dil tutuldu, kelimeler sustu, üç beş lakırdı dolaştı odada yerli yersiz.

Sonra eski günler hatırlandı.

Duygular göğüs kafesini zorladı...


"Bismillah her hayrın başıdır." diyerek başladık dedi Asım laf arasında. Duygulandı, devam edemedi...

Öyle başlamıştık...

Asım'ın nesli öyle başlamıştı...

Bir kış gecesi gaz sobasının başında veya bir ilkbahar akşamı bir ağacın altında...

Ne güzel, ne samimi günlerdi onlar...

Asım'ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçekten...

Vefanın en güzel örneğini gösterdiler...

Bir güne on dört yıl sığdırdılar...

Sonra gittiler...

Gelen misafirleri yanımda gören bazı öğrencilerim onların kim olduğunu sordu.

Ne deseydim?

Öğrencilerim mi, arkadaşlarım mı, kardeşlerim mi?

Birşey öğretmedim ki öğrencim olsun. Bana düşen üç beş sayfa kitap okumaktı karşılarında...

Herkes yapardı.

Ziya Paşa'nın dediği gibi;

Asiyab-ı sengiyi bir har da olsa döndürürdü.

Onlar, gece yarılarında belletmen odasının kapısını çalıp namaz kılmak istediğini söyleyen, ailesinden gizli banyoda namaz kılan bambaşka bir nesildi.

Soluduğum bir nefes Azerbaycan havasını vermek istemezmiş gibi, sessizce öğrencilerime cevap verdim:

"Onlar" dedim, "Onlar Mehmet Akif'in hayali.. onlar Asım'ın nesli."